ISSN 1307-8593 | E-ISSN 2458-9586
7tepe Klinik Dergisi - Yeditepe J Dent: 20 (1)
Cilt: 20  Sayı: 1 - 2024
1.
2024-1 Cilt Tüm Dergi
2024-1 Vol Full Printed Journal

Sayfa I

2.
Kapak
Cover

Sayfa II

3.
İçindekiler
Contents

Sayfa III

ÖZGÜN ARAŞTIRMA
4.
2019-nCoV Pandemisinin 5. Sınıf Diş Hekimliği Fakültesi Öğrencilerinin Protetik Diş Tedavisi Eğitiminde Oluşturduğu Etkinin Araştırılması
Investigation of the Impact of 2019-nCoV Pandemic on the Prosthetic Dental Treatment of 5th Grade Dentistry Students
Erkut Kahramanoğlu, Mine Helvacıoğlu, Ali Çağrı Cüre
doi: 10.5505/yeditepe.2024.05706  Sayfalar 4 - 9
GİRİŞ ve AMAÇ: Bu çalışmanın amacı Marmara Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi’nde okumakta olan 5. sınıf öğrencilerinin Covid-19 öncesi ve sonrası protetik diş tedavisi eğitimlerinin karşılaştırılması ve Covid-19’un eğitimsel etkisinin ortaya konmasıdır.
YÖNTEM ve GEREÇLER: Bu araştırmanın çalışma grubunu T.C. Marmara Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi’nde eğitim görmekte olan 5. sınıf 123 diş hekimliği öğrencisi oluşturmaktadır. Çalışma grubundaki öğrencilere teşhis, tedavi planlaması, tedavi ve tedavi sonrası olmak üzere 4 başlık altında 35 sorudan oluşan anonim bir anket yöneltilmiştir. Elde edilen veriler istatistiksel olarak değerlendirilmiştir.
BULGULAR: Covid-19 öncesi ve Covid-19 sonrası karşılaştırmalarda; teşhis, tedavi planlaması ve tedavi sorularında belirli alanlarda alınan cevaplarda istatistiksel olarak anlamlı farklılıklar bulunmuştur (p<0,05).
TARTIŞMA ve SONUÇ: Bu çalışmada diş hekimliği öğrencilerinde Covid-19 öncesi ve sonrası bilgi düzeylerinde büyük bir farklılık gözlenmemekle birlikte, pandemi döneminde verilen uzaktan eğitim seviyesinin öğrencilerin teorik bilgilerini geliştirmesi anlamında yeterli olduğunu göstermektedir. Bu çalışma, pandemi dönemiyle ilgili klinik becerilerin değerlendirilmesi için farklı çalışmaların yapılması ihtiyacını ortaya koymaktadır.
INTRODUCTION: The aim of this study is to compare the prosthetic dental treatment trainings of 5th grade students studying at Marmara University Faculty of Dentistry before and after Covid-19 and to reveal the educational effect of Covid-19.
METHODS: The study group of this research is consists of 123 5th grade dentistry students studying at Marmara University Faculty of Dentistry. An anonymous questionnaire consisting of 35 questions under 4 headings: diagnosis, treatment planning, treatment and post-treatment was directed to the students in the study group. The obtained data were evaluated statistically.
RESULTS: In comparisons before and after Covid-19; statistically significant differences were found in the answers received in certain areas in diagnosis, treatment planning and treatment questions (p<0.05).
DISCUSSION AND CONCLUSION: In this study, although there is no big difference in the knowledge levels of dentistry students before and after Covid-19, it shows that the distance education level given during the pandemic period is sufficient in terms of improving the theoretical knowledge of the students. This study reveals the need for different studies to evaluate clinical skills during the pandemic period.

5.
Diş Hekimliği Öğrencilerinin Klinik Eğitimlerinde Meydana Gelen Mesleki Yaralanmalarının Araştırılması: Bir Anket Çalışması
Investigation of Occupational Injuries Occurring In Clinical Education of Dental Students: A Survey Study
Özden Melis Durmaz Yılmaz, Ravza Eraslan, Duygu Kılıç
doi: 10.5505/yeditepe.2024.93546  Sayfalar 10 - 14
GİRİŞ ve AMAÇ: Bu çalışmada diş hekimliği fakültesinde klinik eğitimi alan 4. ve 5. sınıf öğrencilerinin eğitimleri sırasında maruz kaldıkları mesleki yaralanmaların araştırılması amaçlanmıştır
YÖNTEM ve GEREÇLER: Araştırmanın çalışma evrenini, Diş Hekimliği Fakültesinde eğitim gören 4. ve 5. sınıf öğrencilerinden 231 kişi oluşturmaktadır. Araştırmaya katılmayı kabul eden 223 katılımcıya 34 sorudan oluşan çevrim içi anket formu uygulanmıştır. Çalışmada Ki-kare ve Fisher’s Exact testleri kullanıldı. Önem düzeyi p<0,05 olarak belirlendi.
BULGULAR: 4. sınıfların %45,4’ünün, 5. sınıfların %64,8’inin vermiş olduğu ciltte kesilme delinme tarzı yaraların oluşması cevabı sınıflar arasında istatistiksel olarak anlamlı fark olarak bulunmuştur (p=0,001). Öğrencilerin HBV aşısını klinikte çalışmaya başlamadan önce yaptırma durumlarının dağılımları arasında sınıflara göre istatistiksel olarak anlamlı bir fark bulunmuştur (p=0,001). 4. sınıfların %42,3'ü, 5. sınıfların %91,2'si Hepatit B aşısını klinikte çalışmaya başlamadan önce yaptırmıştır. Sınıflara göre HBV aşısı ile ilgili prosedür hakkında yeterli bilgiye sahip olduğunu düşünme durumlarının dağılımları arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark bulunmuştur (p=0,001).
TARTIŞMA ve SONUÇ: 4. ve 5. sınıftaki öğrencilerde perkütan yaralanmaların perkütan olmayan yaralanmalara göre daha çok yaşandığı görülmüştür. HBV aşısı ile ilgili koruyuculuk ve klinik öncesi aşı yaptırma durumu açısından çoğu öğrencinin tutarlı yanıtlar verdiği gözlenmiştir.
INTRODUCTION: The study aimed to investigate the occupational injuries that 4th and 5th-year students who received clinical internship training in the faculty of dentistry were exposed to during their education.
METHODS: The study group of the research consists of 231 students from the 4th and 5th years students studying at the Faculty of Dentistry. An online questionnaire consisting of 34 questions was applied to 223 participants who agreed to participate in the study. Chi-square and Fisher's Exact tests were used in the study. Significance level was determined p<0.05.
RESULTS: The response of 45.4% of the 4th years, 64.8% of the 5th years was found to be a statistically significant difference between the classes (p=0.001). A statistically significant difference was found between the distribution of students' HBV vaccination status before they started working in the clinic, according to classes (p=0.001). 42.3% of 4th year students, 91.2% of 5th year students had Hepatitis B vaccine before they started working in the clinic. A statistically significant difference was found between the distributions of the states of thinking that they had sufficient knowledge about the HBV vaccine procedure according to the classes (p=0.001).
DISCUSSION AND CONCLUSION: It was observed that percutaneous injuries were more common than non-percutaneous injuries in 4th and 5th years students. It was observed that most students gave consistent answers in terms of HBV vaccine protection and preclinical vaccination status.

6.
Üç farklı nikel-titanyum sistemin çoklu kullanımları sonrası döngüsel yorgunluk dirençlerinin karşılaştırılması
Cyclic fatigue resistance of three different nickel-titanium systems after simulated clinical use
Hilal Uslu, Faruk Haznedaroğlu
doi: 10.5505/yeditepe.2024.09326  Sayfalar 15 - 21
GİRİŞ ve AMAÇ: Bu çalışmanın amacı, üç farklı nikel-titanyum sistemin akrilik bloklarda çoklu kullanımları sonrası döngüsel yorgunluk dirençlerini karşılaştırmaktır.
YÖNTEM ve GEREÇLER: Çalışmada üç farklı nikel-titanyum sistemi döngüsel yorgunluk direnci yönünden karşılaştırılmıştır [Revo- S (Micro-Mega, Besancon, France) 25/06, ProTaper Gold (Dentsply Tulsa Dental Specialties, Tulsa, OK) 25/08 ve Hyflex CM (Coltène/Whaledent, Altstätten, İsviçre) 25/06]. Her birinden 12’şer adet örneğin kullanıldığı üç grup oluşturulmuştur. Bu örnekler ile öncelikle 60° kanal eğimine ve 18 mm kanal uzunluğuna sahip akrilik bloklarda üçer kez kök kanal şekillendirilmesi yapılmıştır. Tüm sistemler üretici firmaların önerdiği hız ve tork değerlerinde kullanılmıştır. Daha sonra da bu aletler döngüsel yorgunluk testine tabi tutulmuştur. Aletler eğim açısı 60°, eğim yarıçapı 5 mm ve uzunluğu 18 mm olan paslanmaz çelik yapay kanallarda kırık oluşana kadar çalıştırılmıştır. Her bir örnek için kırılma anındaki değerler kaydedilerek değerlendirilmiştir.
BULGULAR: Çalışmada değerlendirilen üç sistemin arasında kırılma zamanı değerleri yönünden istatistiksel olarak anlamlı fark olduğu görülmüştür (p<0,05). Buna göre en yüksek değeri kırılma direncini Hyflex CM sergilerken, bunu ProTaper Gold takip etmiş, en yetersiz sonuçlar ise Revo-S grubunda elde edilmiştir. Sistemler arasında kırık parça uzunluğu yönünden ise istatistiksel olarak anlamlı bir fark bulunmamıştır (p>0,05).
TARTIŞMA ve SONUÇ: Çoklu kullanım sonrası döngüsel yorgunluk testinde değerlendirilen sistemlerden, ısıl işlem uygulamasına tabi tutulmuş Hyflex CM ve ProTaper Gold sistemleri, geleneksel nikel- titanyum alaşımından üretilmiş Revo-S sisteminden daha yüksek kırılma direnci göstermişlerdir.
INTRODUCTION: The aim of this study is to compare the cyclic fatigue resistance of three different nickel-titanium systems after multiple uses in acrylic blocks.
METHODS: In the study, three different nickel-titanium systems were compared in terms of cyclic fatigue resistance [Revo-S (Micro-Mega, Besancon, France) 25/06, ProTaper Gold (Dentsply Tulsa Dental Specialties, Tulsa, OK) 25/08, and Hyflex CM (Coltène/Whaledent, Altstätten, Swiss) 25/06]. Three groups were formed in which 12 samples each were used. Acrylic blocks with an angle of curvature of 60° and a canal length of 18 mm were instrumented three times. All systems were used at the speed and torque values recommended by the manufacturers. Afterwards, these instruments were subjected to a cyclic fatigue test. The instruments were operated until fracture occurred in stainless steel artificial channels with an angle of curvature of 60°, a radius of curvature of 5 mm, and a length of 18 mm. For each sample, the values at the time to fracture were recorded and evaluated.
RESULTS: It was observed that there was a statistically significant difference between the three systems evaluated in the study in terms of time to fracture values (p<0.05). Thus, Hyflex CM exhibited the highest fracture resistance, followed by ProTaper Gold, and the lowest results were obtained in the Revo-S group. There was no statistically significant difference between the systems in terms of fractured fragment length (p>0.05).
DISCUSSION AND CONCLUSION: Among the systems evaluated in the cyclic fatigue test after multiple uses, the heat-treated Hyflex CM and ProTaper Gold systems exhibited higher time-to-fracture values than the Revo-S syst

7.
Diş Hekimliği Öğrencilerinin COVID-19 Pandemi Döneminde Yüz Yüze Eğitim Faaliyetlerine Başlamadan Önce ve Başladıktan Sonra Kaygı Düzeylerinin ve Mesleki Algılarının Değerlendirilmesi
Evaluation of Anxiety Levels and Professional Perceptions of Dentistry Students Before and After Starting Face-to-Face Education Activities During the COVID-19 Pandemic Period
Ravza Eraslan, Gülce Öztürk, Mustafa Ayata
doi: 10.5505/yeditepe.2024.68916  Sayfalar 22 - 29
GİRİŞ ve AMAÇ: Bu çalışmada diş hekimliği fakültesi öğrencilerinin yeni tip bir koronavirüs hastalığına (COVID-19) bağlı gelişen pandemi dönemindeki bilgi, kaygı ve stres seviyelerinin ve mesleki algılarının değerlendirilmesi amaçlanmıştır.
YÖNTEM ve GEREÇLER: Erciyes Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesinde eğitim gören öğrencilere, e-posta aracılığıyla toplam 30 sorudan oluşan bir anket gönderildi. COVID-19’un psikolojik etkisi ‘Genelleştirilmiş Anksiyete Bozukluğu-7’ (GAD-7) ölçeği ile değerlendirildi. Anket, yüz yüze eğitim başlamadan önce ve başladıktan bir ay sonra olmak üzere iki kez yanıtlandı. Veri analizinde kategorik veriler için McNemar testi, sayısal veriler için Wilcoxon-Rank testi kullanıldı. İstatistiksel anlamlılık değeri p<0,05 olarak kabul edildi.
BULGULAR: Anketler 655 öğrencinin 306'sı (%46,71) tarafından yanıtlandı. Yüz yüze eğitime başlamadan önce katılımcıların yaklaşık %49'u, eğitime başladıktan bir ay sonra ise %37’si endişeli ve stresli olduğunu bildirdi. Yüz yüze eğitime başladıktan bir ay sonra öğrencilerin yaklaşık %42'si uzaktan eğitime devam etmek istemedi ve %88,5’i hastayla direkt temas yerine klinik eğitim alternatifleri veya simüle öğrenim şekillerini kullanmak istemediğini belirtti. Aynı zamanda öğrencilerin %53,6'sı pandeminin gelecekteki eğitim tarzını daha kötü yönde etkileyeceğini bildirdi.
TARTIŞMA ve SONUÇ: Enfeksiyon kontrol yöntemlerinin uygulanması diş hekimliği öğrencileri için hastalık bulaş riskinin ve buna bağlı gelişen kaygı ve stresin azaltılmasında oldukça önemlidir. Diş hekimliği eğitiminin preklinik ve klinik uygulamalarına alternatif olabilecek teknolojik eğitim yöntemlerinin geliştirilmesi yaşanabilecek benzer salgın durumlarına karşı öğrencilerin mesleki algılarını olumlu yönde etkileyebilir.
INTRODUCTION: It was aimed to evaluate the knowledge, anxiety and stress levels and professional perceptions of the students of faculty of dentistry during pandemic period caused by a new type of coronavirus disease (COVID-19) in this study.
METHODS: A questionnaire consisting of 30 questions was sent to the students at Erciyes University Faculty of Dentistry via e-mail. The psychological impact of COVID-19 was assessed with the ‘Generalized Anxiety Disorder-7’ (GAD- 7) scale. The questionnaire was answered twice, before the face-to-face education process started and one month after. For data analysis, McNemar test was used for categorical data and Wilcoxon-Rank test was used for numerical data. Statistical significance level was accepted as p<0.05.
RESULTS: The questionnaires were answered by 306 (46.71%) of 655 students. Approximately 49% of the participants reported they were anxious and stressed before the face-to-face education and 37% after one month. One month after face-to-face education, approximately 42% of the students did not want to continue on-line education, and 88.5% stated did not want to use clinical education alternatives or simulated learning methods instead of direct contact with the patient. At the same time, 53.6% of the students stated the pandemic will get worsen their future education style.
DISCUSSION AND CONCLUSION: The application of infection control methods is very important to reduce the risk of disease transmission and related anxiety and stress for dentistry students. The development of technological education methods that will be an alternative to the preclinical and clinical applications of dentistry education can positively affect the professional perceptions of students against similar epidemic situations.

8.
Periodontal Durum ve COVID-19 Arasındaki İlişkinin Değerlendirilmesi
The Association Between Periodontal Status and COVID-19
Arife Sabancı, Vesile Elif Toy
doi: 10.5505/yeditepe.2024.54765  Sayfalar 30 - 34
GİRİŞ ve AMAÇ: Koronavirüs hastalığı (COVID-19) pandemisi dünya sağlık sistemlerini büyük ölçüde etkiledi. Periodontal hastalık, ağız boşluğunun en sık görülen inflamatuar hastalıklarından biridir. COVID-19 ile periodontal hastalık arasındaki ortak risk faktörleri ve ortak patojenik yollar olmasından dolayı periodontal hastalık COVID-19 için bir risk faktörü olabilir. Bu çalışmada, periodontal durum ile COVID-19 arasındaki ilişkinin belirlenmesi amaçlanmıştır.
YÖNTEM ve GEREÇLER: Çalışmaya COVID-19 geçiren 185 hasta dahil edildi. Medikal ve dental anamnez alındı ve hastaların COVID-19 semptomları sorgulandı. Klinik periodontal durumu belirlemek için periodontal indeks (plak indeksi, gingival indeks, sondalama derinliği, klinik ataçman kaybı) ölçümleri yapıldı. Hastalar sağlıklı, gingivitis ve periodontitis olarak sınıflandırıldı.
BULGULAR: Katılımcıların 108’i kadın, 77’si erkekti ve yaş ortalaması 36,03±12,74 idi. Katılımcıların %13’ü periodontal olarak sağlıklı iken, %46,5’inde gingivitis, %9,2’sinde azalmış periodonsiyumda gingivitis ve %31,4’ünde periodontitis tanısı mevcuttu. Sağlıklı grubun asemptomatik olma oranı (%62,5), gingivitis (%35) ve periodontitis (%36,2) gruplarından anlamlı şekilde yüksekti (p<0,05). Semptomatik ve asemptomatik gruplarda periodontal hastalık ve sistemik faktör varlığı birlikte değerlendirildiğinde gruplar arasında istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık gözlenmedi (p>0,05).
TARTIŞMA ve SONUÇ: Sonuçlarımız, periodontal hastalığın, COVID-19 enfeksiyonundan önce ve sonra pandemi sonuçlarını iyileştirmek için önlenebilir bir risk faktörü olabileceğini göstermektedir.
INTRODUCTION: The coronavirus disease (COVID-19) pandemic greatly affected world's healthcare systems. Periodontal disease is one of the most common inflammatory diseases of the oral cavity. Periodontal disease may be a risk factor for COVID-19, since they have common risk factors and pathogenic pathways. In this study, it was aimed to determine the relationship between periodontal status and COVID-19.
METHODS: One hundred and eighty five patients who had COVID-19 were included in this study. After medical and dental anamnesis, COVID-19 symptoms were questioned. Periodontal index (plaque index, gingival index, probing depth, clinical attachment loss) measurements were performed in order to identify the clinical periodontal status. The patients were classified as healthy, gingivitis and periodontitis.
RESULTS: One hundred and eight of the participants were female, and 77 were men, with a mean age of 36.03±12.74. While 13% of the patients were periodontally healthy, 46.5% were diagnosed as gingivitis, 9.2% as gingivitis with reduced periodontium and 31.4% were periodontitis. The ratio of being asymptomatic of the healthy group (62.5%) was significantly higher than the groups with gingivitis (35%) and periodontitis (36.2%) (p<0.05). When periodontal disease and the presence of systemic factors were assessed together in symptomatic and asymptomatic groups, no statistically significant difference was observed between the groups (p>0.05).
DISCUSSION AND CONCLUSION: Our results suggest that periodontal disease may be a preventable risk factor to improve the outcomes of the pandemic before and after COVID-19 infection.

9.
YouTube videolarının dental implant içeriği hastalara faydalı mı?
Is dental implant content of YouTube videos beneficial to patients?
Gonca Duygu
doi: 10.5505/yeditepe.2024.99266  Sayfalar 35 - 42
GİRİŞ ve AMAÇ: Bu çalışmanın amacı, hastalar için bilgi kaynağı olan dental implant konulu YouTube videoların içeriğinin, yararlılığının, güvenilirliğinin ve kalitesinin analiz edilmesidir.
YÖNTEM ve GEREÇLER: Dental implant için 3 farklı anahtar kelime olan “diş implantı”, “çene implantı” ve “implant tedavisi” ile 3 grup oluşturuldu. Her grup için ilk 60 video izlendi. Videoların toplam izlenme sayısı, video süresi, “beğenme”, yüklenme sonrası geçen gün, yükleme kaynağı ve izlenme oranı kaydedildi. Yüklenme kaynağı, hedef kitle ve bilgiyi verene göre videolar sınıflandırıldı. Videoların içeriklerine göre oluşturulan yararlılık skoru, video içeriği zayıf (0-2 puan), orta (3-5 puan) ve iyi (6-8 puan) olarak kategorize edildi. Güvenilirlik açısından DISCERN değeri 0 ile 5 puan arasında, kalite açısından GQS değeri 1 ile 5 arasında puanlandı.
BULGULAR: Diş implantı grubunda 44, çene implantında 33 ve implant tedavisinde 32 olmak üzere toplamda 109 video değerlendirildi. Tüm videolar için yararlılık skoru ortalama değeri 3,34 olarak, DISCERN skoru ortalama değeri 1,93 olarak, GQS skoru ortalama değeri ise 2,44 olarak kaydedildi. Yararlılık skoru kategorilerine göre video sürelerinin ortalama değerleri arasında istatistiksel olarak anlamlı bir farklılığın olduğu gözlendi (p=0,033).
TARTIŞMA ve SONUÇ: Bu çalışmanın sonuçları dental implant ile ilgili videoların %50,4'ünün düşük kalite puanına sahip olduğunu göstermiştir. YouTube'un bilgi kaynağı olarak kullanılmasının uygun olmadığı sonucuna varılabilir.
INTRODUCTION: The objective of the present study is to analyze the content, usefulness, reliability, and quality of YouTube videos on dental implants, which are source of information for patients.
METHODS: Three groups were created with three different keywords for dental implants: "dental implant", "jaw implant", and "implant treatment". The first 60 videos were viewed on each group. The total number of views of the videos, video duration, “likes”, day after upload, upload source, and viewing rate were recorded. The videos were classified according to upload source, the target audience, and the informant. The usefulness scores of the videos were poor (0-2), moderate (3-5), and excellent (6-8). The DISCERN value was scored between 0 and 5 points for reliability, and the GQS value was scored between 1 and 5 for quality.
RESULTS: A total of 109 videos were evaluated, 44 in the dental implant group, 33 in the chin implant, and 32 in the implant treatment. The mean usefulness score was 3.34, the DISCERN score mean value was 1.93, and the mean GQS score was 2.44 for all videos. It was observed that there was a statistically significant difference between the mean values of the video durations according to the usefulness score (p=0.033).
DISCUSSION AND CONCLUSION: The results of this study indicated that 50.4% of dental implant related videos had a low quality score. It can be concluded that the use of YouTube as a source of information is inappropriate.

10.
Mandibular foramenin oklüzal düzlemle ilişkisi: Konik-ışınlı bilgisayarlı tomografi çalışması
The relative location of mandibular foramen to occlusal plane: A cone-beam computed tomography study
Deniz Yanık, Ahmet Mert Nalbantoğlu
doi: 10.5505/yeditepe.2024.79847  Sayfalar 43 - 49
GİRİŞ ve AMAÇ: Çalışmanın amacı, Türk alt popülasyonundaki erişkinlerde mandibular foramenin (MF) oklüzal düzlemle olan mesafesinin konik-ışınlı bilgisayarlı tomografi (KIBT) kullanarak incelenmesidir.
YÖNTEM ve GEREÇLER: Çalışma için 203 adet KIBT görüntüsünde, MF’nin oklüzal düzlemle olan mesafesi sağ ve sol tarafta ölçüldü. MF lokasyonları; oklüzal düzlemin altında (Grup A), oklüzal düzlemin hizasında (Grup H) ve oklüzal düzlemin üzerinde (Grup Ü) olarak üç gruba ayrıldı. Sağ-sol simetrisi, yaş ve cinsiyetin etkisi incelendi. İstatistiksel analiz için; Pearson ki-kare, Mann Whitney U ve Student’s t-testi yapıldı. Anlamlılık değeri p<0,05 olarak kabul edildi.
BULGULAR: MF’nin en fazla görülen lokasyonu (%51,23) oklüzal düzlemin altındaydı (p<0,05). MF, %20,44 oranında oklüzal düzlemin hizasında ve %28,32 oranında üzerinde bulundu. Grup ܒnün ortalama değeri 4,08 mm, Grup A’nın ortalama değeri 4,19 mm olarak bulundu. Yaş grupları ve cinsiyet arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark bulunmadı (p>0,05). MF’nin konumu sağ-sol tarafta simetrikti (p>0,05). Simetri oranı %98,04 olarak tespit edildi.
TARTIŞMA ve SONUÇ: MF %51,23 oranında oklüzal düzlemin altındaydı. MF’nin lokasyonu 4,08 mm üzeri ve 4,19 mm altı arasındaki alanda konumlandı. MF’nin oklüzal düzleme göre konumu hakkındaki anotomik veriler klinisyene inferior alveolar blok anestezisi sırasında yardımcı olabilir.
INTRODUCTION: The aim of the study was to analyze the location of MF related to the occlusal plane using cone-beam computed tomography.
METHODS: For the study, 203 KIBT images were analyzed and the location of MF to the occlusal plane was measured. Location of MF was grouped; Group A; below, Group H; at level, and Group Ü; above the occlusal plane. The location was analyzed according to age groups and gender. The symmetry of the MF between the left and right was analyzed. Pearson chi-square, Mann Whitney U, and Student's t-test were performed for statistical analysis. Statistical significance was set at p<0.05.
RESULTS: MF was located below the occlusal plane, with a rate of 51.23 % (p<0.05). MF was at the level and above the occlusal plane, with rates of 20.44 % and 28.32 %, respectively. The mean values of Groups Ü and A were 4.08 mm and 4.19 mm, respectively. No statistical difference was detected between the age groups or genders (p>0.05). The location of MF was symmetrical on two sides (p>0.05). The symmetry of the MF location was 98.04%.
DISCUSSION AND CONCLUSION: MF was located mostly below the occlusal plane (51.23 %). The location of MF was in the area between 4.08 mm above and 4.19 mm below the occlusal plane. Anatomical data on the position of the MF relative to the occlusal plane may be helpful for clinicians during inferior alveolar block anesthesia.

11.
Erişkin Bireylerde Çürük Prevalansının Karşılaştırılarak Değerlendirilmesi
Comparative Evaluation of the Prevalence of Caries in Adult Individuals
Musa Acartürk, Şeyhmus Bakır, Elif Pınar Bakır
doi: 10.5505/yeditepe.2024.02703  Sayfalar 50 - 55
GİRİŞ ve AMAÇ: Diş çürüğü toplumda her yaşta görülebilen, genel sağlık durumunu olumsuz yönde etkileyen bir sağlık sorunudur. Çalışmada, Dicle Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi’ne başvuran 16 yaş ve üzeri erişkin bireylerin, çürük prevalansının karşılaştırılarak değerlendirilmesi amaçlanmıştır.
YÖNTEM ve GEREÇLER: Çalışmada sekonder çürük, diş kaybı ve restorasyonlu diş sayıları; rastgele örnekleme yöntemi ve panoramik radyografiler yardımıyla belirlenerek DMFT indeksine işaretlenmiştir. Ayrıca, cinsiyet, yaş grubu, mevcut restorasyon tipi, bulunduğu çene ve hangi diş grubuna ait olduğu hususunda sınıflandırılmış, 20 yaş dişleri değerlendirme dışı tutulmuştur. Sonuçlar Pearson ki-kare testiyle analiz edilmiştir.
BULGULAR: Sekonder çürük sıklığı; cinsiyet, yaş grubu ve restorasyon tipinden etkilenmemiştir. Diş kaybı; cinsiyet farklılığından etkilenmezken, yaş grubu ve bulunduğu çene açısından istatistiksel farklılıklar sergilemiştir. Restorasyonlu diş sayısı; cinsiyetler arasında farklılık göstermezken, yaş grupları ve diş grupları arasında anlamlı farklılıklar sergilemiştir.
TARTIŞMA ve SONUÇ: Çalışmanın sonucunda hastaların yaşının artmasıyla birlikte; diş kaybı miktarlarının arttığı ve restorasyonlu diş sayılarının azaldığı görülmüştür. Bu sonuçtan hareketle, başta yaşlı bireyler olmak üzere toplumun genelini kapsayacak nitelikte koruyucu tedbirler alınmalıdır. Diş çürükleri meydana gelmeden alınacak olan tedbirler ile toplum ağız-diş sağlığının daha iyi seviyelere geleceği kanaatindeyiz.
INTRODUCTION: Tooth decay is a health problem that can be seen at any age in the society and negatively affects the general health status. In the study, it was aimed to evaluate the caries prevalence of adults aged 16 and over who applied to the Faculty of Dentistry of the Dicle University.
METHODS: In the study, secondary caries, tooth loss and the number of teeth with restoration; determined with the help of random sampling method and panoramic radiographs and marked in the DMFT index. In addition, it was classified according to gender, age group, existing restoration type, jaw and tooth group it belonged to, and wisdom teeth were excluded from the evaluation. Results were analyzed with the Pearson chi-square test.
RESULTS: Frequency of secondary caries; it was not affected by gender, age group and restoration type. Tooth loss; while it was not affected by gender difference, it showed statistical differences in terms of age group and jaw. Number of teeth with restoration; while it did not differ between genders, it showed significant differences between age groups and dental groups.
DISCUSSION AND CONCLUSION: As a result of the study, with the increasing age of the patients, it was observed that the amount of tooth loss increased and the number of teeth with restoration decreased. Based on this result, protective measures should be taken to cover the general population, especially the elderly. We believe that the oral-dental health of the community will reach better levels with the measures to be taken before dental caries occur.

12.
Diş Hekimlerinin Ortodontik Retansiyon Konusunda Bilgilerinin Değerlendirilmesi
Evaluation of Dentist’s Knowledge about Orthodontic Retention
Berza Şen Yılmaz, Eren Işıldak, Deniz Yenidünya, Ezgi Sunal Aktürk
doi: 10.5505/yeditepe.2024.99815  Sayfalar 56 - 63
GİRİŞ ve AMAÇ: Çalışmanın amacı ortodonti uzmanı olmayan diş hekimlerinin pekiştirme tedavisi hakkında bilgi birikiminin ve kırılmış/kopmuş retansiyon aygıtlarına yönelik klinik yaklaşımının değerlendirilmesidir.
YÖNTEM ve GEREÇLER: Yirmi çoktan veya çoklu seçmeli sorudan oluşan anket, çalıştığı klinikte tam zamanlı ortodonti uzmanı görev yapmayan ve ortodontist olmayan diş hekimlerine dijital ortamda gönderilmiştir.
BULGULAR: Ankete katılan 202 hekimin çoğunluğu (%55) ortodontik pekiştirme sürecine yönelik yeterli bilgiye sahip olmadığını düşündüğünü belirtmiştir. Hekimlerin %80,2’si lisans eğitiminde ortodontik retansiyon ile ilgili eğitimin arttırılması gerektiğini belirtmiştir. Katılımcıların %70,8’i en sık karşılaştıkları retansiyon aygıtının lingual retainer olduğunu ve büyük çoğunluğu (%92,6) ise meslek hayatları boyunca en az bir kez kırık sabit retansiyon aygıtı ile karşılaştıklarını belirtmiştir. Hekimlerin %48’i kırılmış sabit retainer olduğunu tespit ettiğinde hastayı ortodonti uzmanına yönlendirdiğini, %32,2’si kırık aygıtı yenilediğini veya tamir ettiğini, %12,4’ü ise sabit retainerı çıkarttığını bildirmiştir. Hekimlerin %41,6’sı kırılmış bir hareketli retansiyon aygıtı tespit ettiklerinde hastaları ortodontistine yönlendirdiği, %21,8’i ise aygıtı yenilediği veya tamir ettiği bilgisini vermiştir.
TARTIŞMA ve SONUÇ: Retansiyon apareylerindeki problemlerin onarımında hekimlerin çoğu kendini yeterli görmediğini ve bu konuya yönelik lisans eğitim içeriğinin artırılması gerektiğini bildirmiştir. Ortodontik retansiyon ile ilgili sorumluluk sınırlarının kanunen belirlenmesi ve lisans eğitimindeki retansiyon bilgileri ve uygulamalarının yeterliliğinin gözden geçirilmesi önerilebilir.
INTRODUCTION: To evaluate the knowledge of dentists about retention and clinical management pattern to broken retention devices.
METHODS: A questionnaire of 20 multi-select or multiple choice questions was sent digitally to dentists who are not qualified as orthodontist and working without full-time orthodontist collaboration.
RESULTS: The majority (55%) of the 202 dentists who participated in the survey stated that they do not consider having sufficient knowledge about the orthodontic retention procedures. 80.2% of the dentists stated that education on orthodontic retention should be increased in undergraduate education content. 92.6% of the participants stated that they had encountered a broken fixed retainer at least once during their professional life with the most popular answer: lingual retainer (70.8%). 48% of the dentists reported that when they detected a broken fixed retainer, they referred the patient to an orthodontist, and 12.4% removed the fixed retainer. 41.6% of the dentists reported that they referred patients to their orthodontist when they detected a broken removable retention device, and 21.8% reported that they replaced or repaired the device.
DISCUSSION AND CONCLUSION: Most of the dentists reported that they do not consider themselves having sufficient knowledge in facing problems concerning the retention appliances and that the content of undergraduate education on this subject should be increased. It may be recommended to determine the legal limits of responsibility regarding orthodontic retention and to review the sufficiency of theorical and practical retention acquirements during undergraduate education.

13.
Açılı Yerleştirilen Dental İmplantların Klinik Başarısı: Bir Uzun Süreli Gözlem Çalışması
Clinical Success of Angled Insertion of Dental Implants: A Long-Term Observation Study
Hakan Ocak, Halis Ali Çolpak, Emine Dilara Çolpak
doi: 10.5505/yeditepe.2023.28199  Sayfalar 64 - 71
GİRİŞ ve AMAÇ: Çenelerdeki çeşitli anatomik ve fizyolojik sınırlandırmalar sebebiyle diş eksikliklerinin tedavisinde, optimum boyutlarda dental implant yerleştirilmesi bazı durumlarda ek cerrahi işlemler gerçekleştirilmeden mümkün olmamaktadır. Alternatif tedavi seçeneği olan kısa implantların da klinik başarılarının tartışmalı olması sebebiyle gününümüzde dental implantların açılı olarak yerleştirildiği tedavi seçenekleri gittikçe popüler hale gelmektedir. Çalışmamızın amacı hastaların çenelerine açılı olarak yerleştirilen dental implantların klinik ve radyolojik özelliklerini belirlemek ve uzun dönem takipleri sonucunda klinik sağ kalımlarını değerlendirmektir.
YÖNTEM ve GEREÇLER: Hastalara açılı olarak yerleştirilen implantların yerleştirme tork değeri, ISQ değeri, yerleştirildiği bölgenin varyasyonları ve eğim açıları kayıt edildi. Ortalama 21,7 ± 10,8 ay takipleri sonucu implant kayıpları ve implantın etrafındaki boyun rezorbsiyonları tanımlayıcı ve demografik istatistiksel yöntemlerle değerlendirildi.
BULGULAR: Araştırmaya dahil edilen bireylerin 33’ü (%60) erkek ve 22’si (%40) ise kadın idi. İmplantların 17’si üst tuber, 24’ü üst premolar kanin ve 14’ü ise alt premolar kanin bölgesine yerleştirildi Yerleştirilen implantların; eğim açısı ortalama 47 ± 9,8 derece, implantın çapı ortalama 4,1 ± 0,4 mm, implant boyu ortalama 11,9 ± 1,7 mm olarak belirlendi. Bir vakada implant kaybı yaşanırken implantların ağızda kalma oranı %99 olarak belirlendi.
TARTIŞMA ve SONUÇ: Dişsiz çenelerin kısa sürede protetik rehabilitasyonu için implantların açılı olarak yerleştirildiği tedavi protokolü sayesinde, özellikle optimum boyutlarda dental implant yerleştirilemeyen hastalarda öngörülebilir sonuçlarla başarılı bir tedavi olarak uygulanabilir.
INTRODUCTION: Due to various anatomical and physiological limitations in the jaws, it is not always possible to place dental implants of optimum sizes without performing additional surgical procedures in the treatment of tooth deficiencies. Since the clinical success of short implants, which are an alternative treatment option, is controversial, today's treatment options in which dental implants are placed at an angle are becoming increasingly popular. Our study aimed to determine the clinical and radiological characteristics of our patients who underwent dental implant procedures placed at an angle to the jaws and to evaluate their clinical survival as a result of long-term follow- up.
METHODS: The placement torque value, ISQ value, variations in the implantation area and inclination angles of the inclined implants placed in the patients were recorded. After a mean follow-up of 21.7 ± 10.8 months, implant losses and crestal bone resorption around the implant were evaluated using descriptive and demographic statistical methods.
RESULTS: 33 (60%) of the individuals included in the study were male and 22 (40%) were female. Seventeen of the implants were placed in the upper tuber, 24 in the upper premolar canine and 14 in the lower premolar canine. The average angle of inclination was 47 ± 9.8 degrees, the average diameter of the implant was 4.1 ± 0.4 mm and the average length of the implant was 11.9 ± 1.7 mm. Implant loss was experienced in one case, and thus the rate of implants remaining in the mouth was 99%.
DISCUSSION AND CONCLUSION: For the rapid prosthetic rehabilitation of toothless jaws, the angled implant application treatment protocol can be applied as a successful treatment with predictable results in patients, especially those who cannot be given dental implants of optimum size.

DERLEME
14.
Ortodontik Tedavide Farklı Braket Slot Boyutlarının Etkinliği
The Effectiveness of Different Bracket Slot Dimensions in Orthodontic Treatment
Ezgi Atik, Servet Erbaş
doi: 10.5505/yeditepe.2023.43760  Sayfalar 72 - 77
Günümüz ortodontistleri, 0,018 ve 0,022 inç olan iki farklı braket slot boyutu arasında bir seçime sahiptir. 0,018 inç braket slot boyutunda tedavinin erken aşamalarında slot ark teli tarafından daha etkin ve kesin bir şekilde doldurulabilir. Bu şekilde anterior dişlerin erken tork kontrolü avantajı sağlanabilir. 0,018 inç slot ile kullanılan daha küçük çaplı ve daha esnek bitişli ark telleri ortodontist tarafından daha kolay manipüle edilebilir. Ancak ark teli boyutu seçiminde daha az seçenek olabilir. 0,022 inç braket slot boyutunda özellikle tedavinin başında küçük çaplı teller kullanılarak ark telinin braket slotundan serbest kayması ve bu şekilde hafif kuvvetler elde edilmesi sağlanabilir. Tedavinin sonraki aşamalarında 0,022 inç slot içinde daha büyük boyutlu ark telleri ark telinin sertliğini arttırır ve retraksiyon ve boşluk kapama mekaniği sırasında dişlerin dik pozisyonda kalmasına yardımcı olur. 0,022 inç slot, ark teli boyutu seçiminde daha fazla seçenek sunabilir. Ancak slotun tam boy paslanmaz çelik dikdörtgen ark telleri ile doldurulması ark telinin hareket sınırını azaltır, bu nedenle klinisyenin teli bükme ve etkin bir şekilde tork verme kabiliyetini sınırlayabilir. Daha iyi bir ortodontik tedavi sonucu için belirli bir braket slot boyutu seçimi, bir sistemin diğerine göre avantajları hakkında yeterli bilgi gerektirir. Bu derlemenin amacı, braket slot boyutunun ortodontik tedavinin etkinliği üzerindeki etkilerini değerlendirmektir.
Today’s orthodontists have a choice between two nominal slot sizes, which are 0.018 and 0.022-inch. 0.018-inch slot can be filled more efficiently and certainly in the early stages of treatment. In this way, the advantage of early anterior torque control could be provided. The smaller and more flexible finishing archwires used with 0.018-inch slot can be more easily manipulated by the orthodontist. However, there may be fewer choices for arch size selection with 0.018-inch slot. Especially at the beginning of the treatments, the free sliding of the archwire through the bracket slot and thereby lighter forces can be obtained with the use of undersized wires in 0.022-inch slot. In the later stages of treatment, larger dimension archwires in 0.022-inch slot increase the stiffness of the archwire and help keeping the teeth in an upright position during retraction and space closure mechanics. 0.022-inch slot offers more options in archwire size selection. However filling the slot with full-sized stainless steel rectangular archwires reduces the range of the archwire, therefore can limit the ability of the clinician to bend the wire and give torque effectively. Choosing a specific bracket slot size for better orthodontic treatment efficiency requires sufficient knowledge about the advantages of one system over another. The aim of this review is to evaluate the effects of bracket slot dimension on the effectiveness of the orthodontic treatment.

15.
Diş Hekimliğinde Kullanılan Ölçü Materyallerinin Dezenfeksiyonu
Disinfection of Impression Materials Used in Dentistry
Mehmet Hakan Külahcı, Gülümser Evlioğlu
doi: 10.5505/yeditepe.2023.60590  Sayfalar 78 - 84
Ağız içerisinde bulunan dişler ile çevre yumuşak ve sert dokuların doğru kaydının alınması; protez, cerrahi, ortodonti dahil olmak üzere diş hekimliği branşları için çok büyük bir öneme sahiptir. Ölçü materyalleri, ağız içi mevcut durumun negatif kopyasını elde etmeye yarar. Ölçü alma işlemi diş hekimlerinin günlük rutinde sıklıkla uyguladığı bir işlemdir. Ölçü materyalleri ağız içerisinde bulunan tükürük, kan vb. ile kontamine olmaktadır. Ölçülerin dökülmesiyle elde edilen alçı modeller de bu kontaminasyondan etkilenmektedir. Bu durum alçı modeller ve ölçü materyalleri ile temas halinde olan diş hekimi, diş teknisyeni, diş hekimi asistanı ve hastalar arasında çapraz kontaminasyona sebep olabilir. Uygun dezenfeksiyon yöntemleri ile bu çapraz kontaminasyonun önüne geçilebilir. Kimyasal maddeler, mikrodalga, ultraviyole ışınları, otoklav, elektrolize oksitleyici su, ozon ölçü materyallerinin dezenfeksiyonunda kullanılmaktadır. Nanoteknolojinin gelişmesi ile birlikte kendi kendini dezenfekte eden ölçü materyalleri de geliştirilmektedir. Ölçü materyallerinin kimyasal özellikleri dezenfeksiyon işleminin süresini ve dezenfeksiyon türünü etkileyebilmektedir. Ölçü materyallerinin özelliklerine göre uygun dezenfeksiyon yönteminin seçilmesi diş hekiminin sorumluluğundadır Bu derlemenin amacı ölçü materyallerinin dezenfeksiyon işlemlerinin güncel yöntemler ile birlikte diş hekimlerinin bilgisine sunmaktır.
Accurate recording of the teeth and surrounding soft and hard tissues in the mouth is of great importance for the branches of dentistry, including prosthesis, surgery, and orthodontics. Impression materials are used to obtain a negative copy of the current intraoral situation. Impression making is a procedure that dentists frequently apply in their daily routine. Impression materials are contaminated with saliva, blood, etc. in the mouth. Casts obtained by pouring the impressions are also affected by this contamination. This may cause cross-contamination between dentists, dental technicians, dental assistants, and patients in contact with casts and impression materials. This cross-contamination can be prevented with appropriate disinfection methods. Chemicals, microwave, ultraviolet radiation, autoclave, electrolyzed oxidizing water, ozone are used in the disinfection of measurement materials. With the development of nanotechnology, self-disinfecting impression materials are also being developed. Chemical properties of impression materials can affect the duration of the disinfection process and the type of disinfection. Choosing the appropriate disinfection method according to the characteristics of the impression materials is the responsibility of the dentist. The aim of this review is to present the disinfection processes of impression materials with current methods to the knowledge of dentists.

DIĞER
16.
Düzeltme
Correction

Sayfa 85
Makale Özeti |Tam Metin PDF

LookUs & Online Makale