ISSN 1307-8593 | E-ISSN 2458-9586
7tepe Klinik Dergisi - Yeditepe J Dent: 22 (3)
Cilt: 22  Sayı: 3 - 2026
1. 
2026-3 Cilt Tüm Dergi
2026-3 Vol Full Printed Journal

Sayfa I

2. 
Kapak
Cover

Sayfa II

3. 
İçindekiler
Contents

Sayfa III

ÖZGÜN ARAŞTIRMA
4. 
Ortodontik Bukkal Tüp Boyutu ve Slot Mesafesinin Mandibular Molar Üzerindeki Biyomekanik Etkisi: Sonlu Elemanlar Analizi
Biomechanical Impact of Orthodontic Buccal Tube Size and Slot Distance on Mandibular Molar Tooth: A Finite Element Analysis
Nurver Karslı, Salim Çam, Hüccet Kahramanzade
doi: 10.5505/yeditepe.2026.59480  Sayfalar 160 - 166
GİRİŞ ve AMAÇ: Bu çalışmada, üç boyutlu sonlu elemanlar analizi ile bukkal tüp uzunluğu (l), slot–kaide mesafesi (d) ve uygulanan ortodontik kuvvetin (F) mandibular birinci molardaki diş yer değiştirmesi, periodontal ligament (PDL) deformasyonu ve kullanılan adezivde oluşan gerilme dağılımı, üzerindeki etkileri incelendi.
YÖNTEM ve GEREÇLER: Farklı tüp uzunluğu, slot–kaide mesafesi ve kuvvet büyüklüğü kombinasyonlarından oluşan dokuz model, mandibular molar sonlu eleman yöntemi ile analiz edildi. Diş hareket yönü, adezivde oluşan gerilme düzeyleri ve PDL deformasyonu değerlendirildi. Parametrelerin bireysel ve etkileşimli etkileri istatistiksel olarak karşılaştırıldı.
BULGULAR: Bukkal tüp uzunluğundaki artış, adezivde oluşan gerilmeyi yaklaşık %62 oranında azaltarak bağlanma güvenilirliğini artırdı. Slot–kaide mesafesindeki artış ise adezivde oluşan gerilmede %29, diş yer değiştirmesinde %5,5 ve PDL deformasyonunda %2,5 artışa yol açtı. Uygulanan kuvvet, diş ve PDL yer değiştirmesindeki varyasyonun %99,59’unu açıklarken, bukkal tüp uzunluğunun (%0,01) ve slot–kaide mesafesinin (%0,4) etkisi ihmal edilebilir düzeyde bulundu.
TARTIŞMA ve SONUÇ: Ortodontik kuvvetin büyüklüğü hem adezivde oluşan gerilme hem de biyomekanik doku tepkisi üzerinde belirleyici faktördür. Bukkal tüp geometrisindeki değişiklikler adezivde oluşan gerilmeyi azaltabilir ancak diş yer değiştirmesi üzerinde sınırlı etkiye sahiptir. Kuvvet büyüklüğünün hassas kontrolü, klinik başarı ve biyomekanik güvenlik için temel unsurdur.

5. 
İskeletsel Sınıf III Büyüme Dönemindeki Bireylerde Hızlı Üst Çene Genişletmesi ve Yüz Maskesi Tedavisinin Üst Hava Yolu Boyutları ve Kan Oksijen Satürasyonu Üzerindeki Etkileri: Kontrollü Klinik Çalışma
Effects of Rapid Maxillary Expansion and Face Mask Therapy on Upper Airway Dimensions and Blood Oxygen Saturation in Skeletal Class III Growing Patients: A Controlled Clinical Study
Burak Aydın, Fatma Aslı Konca Taşova
doi: 10.5505/yeditepe.2026.27048  Sayfalar 167 - 173
GİRİŞ ve AMAÇ: Bu kontrollü klinik çalışma, hızlı üst çene genişletmesi (HÜÇG) ve yüz maskesi (YM) tedavisinin iskeletsel Sınıf III maloklüzyona sahip büyüme çağındaki bireylerde üst hava yolu genişliği ve oksijen satürasyonu (SpO₂) üzerindeki bireysel ve kombine etkilerini değerlendirmeyi amaçlamaktadır.
YÖNTEM ve GEREÇLER: Yaşları 6–10 arasında değişen otuz katılımcı rastgele üç gruba ayrıldı: HÜÇG+YM, yalnızca YM ve kontrol grubu. HÜÇG+YM grubuna bonded Hyrax genişleticiler ve ardından Petit tipi yüz maskesi uygulandı. Yalnızca YM grubuna genişletici özelliği olmayan bonded apareyler ile yüz maskesi uygulandı. Kontrol grubuna ortopedik müdahale yapılmadı. SpO₂ seviyeleri pulse oksimetre ile kaydedildi. İskeletsel ve hava yolu değişiklikleri lateral sefalogramlarla değerlendirildi. İstatistiksel analizlerde Kruskal-Wallis, Mann-Whitney U ve Wilcoxon testleri kullanıldı (p<0,05).
BULGULAR: Anlamlı SpO₂ artışı yalnızca HÜÇG+YM grubunda gözlendi (p=0,044). Hem HÜÇG+YM hem de YM gruplarında SNA, ANB, Wits analizi, üst hava yolu genişliği ve efektif maksiller uzunlukta anlamlı artış kaydedildi; bu etkiler kombine grupta daha belirgin bulundu (p<0,01). YM tedavisi esas olarak hava yolu genişliğini etkilerken, HÜÇG daha çok SpO₂ iyileşmesine katkı sağladı.
TARTIŞMA ve SONUÇ: HÜÇG, transvers genişleme yoluyla kandaki oksijen satürasyonunu artırırken; YM, maksiller protraksiyon sayesinde hava yolu boyutlarını genişletmektedir. Kombine HÜÇG+YM protokolü, erken dönem Sınıf III tedavisinde optimal iskeletsel ve solunumsal faydalar sağlayabilir.
Bu klinik çalışma ClinicalTrials.gov’da NCT06939179 numarası ile kaydedilmiştir.



6. 
Diş Hekimliği Fakültesi 4. ve 5. Sınıf Öğrencilerinin Kullandıkları İrrigasyon Solüsyonları ve Uygulama Biçimleri Üzerine Yapılan Anket Çalışması
A Questionnaire Study on Irrigation Solutions Used by 4th and 5th Year Students of Faculty of Dentistry and Their Application Methods
Fatma Begüm Peker, Mehmet Burak Güneşer, Bilal Karayiğit
doi: 10.5505/yeditepe.2026.57873  Sayfalar 174 - 180
GİRİŞ ve AMAÇ: Diş hekimliği 4. Ve 5. Sınıf öğrencilerinin endodontik tedavi uygulama alışkanlıklarını belirlemek, endodontide irrigasyon ve irrigasyon aktivasyon alanındaki gelişmelerinin takip edilip edilmediğini araştırmak, diş hekimliği fakülteleri öğrencileri arasında uygulama farklılığı bulunup bulunmadığını saptamak amaçlanmaktadır.
YÖNTEM ve GEREÇLER: Bu çalışmada, 2023-2024 eğitim-öğretim yılında Diş Hekimliği Fakültelerinin 4. ve 5. sınıf öğrencileri, araştırmanın içeriği hakkında bilgilendirilerek katılımcı olarak davet edilmiştir. Katılımcılar, demografik özelliklerini sorgulayan 3 soru ile kök kanal tedavisinde kullandıkları irrigasyon ajanları, irrigasyon solüsyonlarının konsantrasyonları, uygulama yöntemleri, irrigasyon aktivasyon yöntemleri, aktivasyonda kullanılan cihaz ve ekipmanlar ve benzer konularda toplamda 18 soruya yanıt vermiştir. Anket verileri, yüzde olarak tanımlayıcı istatistikler kullanılarak analiz edilmiştir ve öğrenciler arasındaki bilgi düzeyleri ve uygulama farklılıkları karşılaştırılmıştır. Bu karşılaştırmaları yapmak için ki-kare testi, bağımsız t testi, tek yönlü ANOVA ve Tukey testleri gibi istatistiksel yöntemler uygulanmıştır.
BULGULAR: Anket çalışmasına çoğunluğunu 5. sınıf öğrencilerinin oluşturduğu 120 kişi katılım göstermiştir. Çalışmanın sonuçları, diş hekimliği öğrencilerinin bilimsel yayın takibi, irrigasyon protokolleri, irrigasyon ajanlarının konsantrasyonları, aktivasyon yöntemleri gibi çeşitli uygulamalar bazında sınıf düzeyine bağlı olarak belirgin farklılıklar göstermediğini ortaya koymaktadır. Ek olarak, EDTA solüsyonunun kullanımı ile ilgili olan soruda iki grup arasındaki fark istatistiksel anlamda farklı bulunmuştur. 4. sınıf öğrencilerinin %41,84’ü (n=41), 5. sınıf öğrencilerinin ise %58,16’sı (n=57) %17 EDTA solüsyonu kullandığını belirtmiş ve gruplar arasındaki fark istatistiksel olarak anlamlı bulunmuştur (p<0,05). Ayrıca, bilgi kaynağı tercihlerinde ve bilimsel yayınları takip etme alışkanlıklarında benzerlikler ortaya çıkmıştır.
TARTIŞMA ve SONUÇ: Çalışmanın sonuçları 4. ve 5. sınıf diş hekimliği öğrencileri arasında endodontik irrigasyon yöntemlerinde hem ortak noktaları hem de uygulamalardaki farklılıkları ortaya koymuştur. Öğrencilerin bilgi ve uygulamalarının düzenli olarak değerlendirilmesi, eksikliklerin belirlenmesi ve endodonti eğitim programlarının geliştirilmesi, irrigasyon protokolleri ve aktivasyon tekniklerindeki gelişmelerle uyumun sağlanması için gereklidir.

7. 
Akademisyen Diş Hekimlerinin Dijital Ölçü Yöntemlerine Yaklaşımı: Tercihler, Kullanım Alışkanlıkları ve Etkileyen Faktörler
Academic Dentists' Approaches to Digital Impression Methods: Preferences, Usage Habits, and Influencing Factors
Bilge Ergünbaş
doi: 10.5505/yeditepe.2026.40370  Sayfalar 181 - 188
GİRİŞ ve AMAÇ: Bu araştırmada, akademisyen diş hekimlerinin dijital ölçü yöntemlerine yönelik kullanım alışkanlıkları, tercihleri ve bu tercihleri etkileyen faktörler incelenmiştir. Dijital ölçü teknolojilerinin klinik ve akademik uygulamalardaki artan önemi, bu konudaki eğilim ve ihtiyaçların değerlendirilmesini gerekli kılmaktadır.
YÖNTEM ve GEREÇLER: Çalışma, Türkiye’deki farklı diş hekimliği fakültelerinde görev yapan 102 akademisyen diş hekiminin katılımıyla yürütülmüş olup nicel araştırma yaklaşımı benimsenmiştir. Veri toplama aracı olarak 20 sorudan oluşan çevrimiçi anket formu kullanılmıştır. Elde edilen veriler tanımlayıcı istatistikler, bağımsız örneklem t-testi ve tematik nitel analiz yöntemleriyle değerlendirilmiştir.
BULGULAR: Analiz sonuçları, dijital ölçü kullanımının hasta konforu, işlem süresinin kısalması, ölçü tekrarının azalması, materyal tasarrufu ve tarayıcı erişilebilirliği gibi faktörlerle anlamlı biçimde ilişkili olduğunu göstermiştir. Dijital ölçüyü sık kullanan akademisyenlerin bu avantajları daha yüksek düzeyde algıladığı belirlenmiştir. Nitel analizlerde ise teknik sorunlar, cihaz yetersizliği ve eğitim eksikliği dijital ölçü kullanımında karşılaşılan başlıca güçlükler olarak saptanmıştır.
TARTIŞMA ve SONUÇ: Bulgular, dijital ölçü teknolojilerinin akademik diş hekimliği pratiğinde geniş ölçüde benimsendiğini göstermektedir. Ancak kullanım sıklığı ve etkinliği, kurumların teknik altyapısı, cihaz sayısı, kullanıcı deneyimi ve eğitim olanakları gibi kurumsal parametrelere göre değişiklik göstermektedir. Dijital ölçünün avantajlarının daha fazla fark edildiği ortamlarda kullanımın belirgin şekilde arttığı görülmektedir. Dijital ölçü yöntemleri akademisyen diş hekimleri tarafından giderek daha geniş bir kabul görmektedir. Bununla birlikte etkin kullanımın sürdürülebilirliği, kurumların dijital dönüşüm politikaları, teknik donanım yeterliliği ve eğitim olanaklarının güçlendirilmesiyle doğrudan ilişkilidir. Çalışmanın bulguları, dijital ölçünün akademik ve klinik uygulamalarda daha etkin bir şekilde kullanılabilmesi için altyapı ve eğitim odaklı stratejilerin önemini vurgulamaktadır.

8. 
Farklı Ortodontik Tedavi Yöntemlerinin Sınıf II Maloklüzyonlu Hastaların Profil Estetiği Üzerindeki Etkilerinin Analizi
Analysis of the Effects of Different Orthodontic Treatment Methods on the Profile Aesthetics of Patients with Class II Malocclusion
Büşra Karadoğan, Banu Dinçer
doi: 10.5505/yeditepe.2026.38259  Sayfalar 189 - 197
GİRİŞ ve AMAÇ: Bu çalışmanın amacı, iskeletsel Sınıf II anomaliye sahip bireylerde uygulanan üç farklı ortodontik tedavi yönteminin yüz estetiği üzerindeki etkilerini kapsamlı bir şekilde değerlendirmektir.
YÖNTEM ve GEREÇLER: Ege Üniversitesi Ortodonti Anabilim Dalı arşivinden seçilen iskeletsel Sınıf II anomaliye sahip 36 hasta, üç tedavi grubuna (çekimli, Sınıf II elastik ve distalizasyon) ayrılmıştır. WebCeph v2.0.0 yazılımı ile tedavi öncesi ve sonrası profil fotoğrafları Frankfurt horizontal düzlemine paralel olacak şekilde standardize edilmiştir. Görseller Adobe Photoshop ve Lightroom programlarıyla düzenlenmiştir. Fotoğraflar, 20 ortodontist, 20 diş hekimi ve 20 farklı meslek grubundan olmak üzere toplam 60 değerlendirici tarafından 5’li Likert ölçeği ile değerlendirilmiştir. Veriler Tek Yönlü ANOVA, Friedman İki Yönlü Varyans Analizi ve anlamlı farklılıklar için Tukey HSD testi ile analiz edilmiştir.
BULGULAR: Veriler analiz edildiğinde, tedavi yöntemleri arasında estetik sonuçlar bakımından istatistiksel olarak anlamlı farklılıklar olduğu görülmüştür (p<0,05). Tüm gruplarda Sınıf II elastik tedavisi en yüksek estetik iyileşme puanlarını alırken, çekimli tedavi en düşük puanlarla değerlendirilmiştir. Distalizasyon grubunda, “herhangi bir değişim yok” ifadesi daha sık kullanılmıştır. Ortodontistlerin estetik algısının, diş hekimi ve diğer meslek gruplarına göre daha eleştirel olduğu görülmüştür.
TARTIŞMA ve SONUÇ: Bu çalışma, üç farklı ortodontik tedavi yönteminin profil estetiğine yönelik algı üzerindeki etkisini değerlendirmiştir. En olumlu estetik algı Sınıf II elastik grubunda gözlenirken, çekimli tedavi en düşük puanları almıştır. Ortodontistler, diğer gruplara göre daha eleştirel değerlendirmeler yapmıştır.

9. 
Diş Hekimliği Radyolojisinde Yapay Zekâ Algısı: Bilgi, Tutum ve Kaygıların Değerlendirilmesi
Perception of Artificial Intelligence in Dental Radiology: An Assessment of Knowledge, Attitudes, and Concerns
Ayşe Taş, Tuhfe Çelikkol, Yasemin Öztoprak, Tarık Ali Uğur, Kader Cesur Aydın
doi: 10.5505/yeditepe.2026.82574  Sayfalar 198 - 204
GİRİŞ ve AMAÇ: Bu çalışma, Ağız, Diş ve Çene Radyolojisi alanında uzmanlık eğitimi almakta olan bireyler ile bu alanda görev yapan hekimlerin yapay zekaya dair farkındalık düzeylerini, iş güvencesi bağlamındaki kaygılarını ve genel tutumlarını analiz etmeyi amaçlamaktadır.
YÖNTEM ve GEREÇLER: İstanbul Medipol Üniversitesi Etik Kurulu onayıyla yürütülen çalışmada, çevrimiçi anket yöntemiyle 227 katılımcıdan veri toplanmıştır. Anket; demografik bilgiler, bilgi düzeyi, programlama bilgisi ve yapay zekaya yönelik tutumları içeren 26 sorudan oluşmaktadır. Veriler R yazılımı ile analiz edilmiş; Ki-Kare testi, T-Testi, ANOVA ve lojistik regresyon yöntemleri kullanılmıştır. Anlamlılık düzeyi p<0.05 olarak kabul edilmiştir.
BULGULAR: Katılımcıların %70,48’i yapay zekanın mesleklerini dönüştüreceğini düşünmektedir. Bilgi düzeyi arttıkça öğrenme isteği de artmakta; programlama bilgisi olan hekimler yapay zekaya daha eleştirel yaklaşmaktadır. Üniversite hastanelerinde çalışanların teknolojiye daha olumlu yaklaştığı, özel kliniklerde ise kararsızlık oranının yüksek olduğu gözlemlenmiştir. Yapay zekanın eğitim müfredatına entegrasyonu %77,5 oranında desteklenmektedir.
TARTIŞMA ve SONUÇ: Yapay zeka, Ağız, Diş ve Çene Radyolojisi alanında hem mesleki dönüşüm hem de eğitimsel yapı açısından önemli bir etkiye sahiptir. Bilgi düzeyinin artırılması, multidisipliner iş birliği ve müfredat entegrasyonu, bu teknolojinin etkin ve etik biçimde kullanılabilmesi için kritik öneme sahiptir.

10. 
Farklı Polimerizasyon Prosedürleri ve Yaşlandırma İşleminin İndirekt Kompozit Rezinlerin Yüzey Mikrosertlikleri Üzerine Etkisi
Effect of Different Polymerization Procedures and Aging on Surface Microhardness of Indirect Resin Composites
Selin Polatoğlu, Duygu Tuncer, Hilal Yiğit Ünver, Çiğdem Çelik
doi: 10.5505/yeditepe.2026.09825  Sayfalar 205 - 210
GİRİŞ ve AMAÇ: Bu çalışmanın amacı farklı polimerizasyon prosedürlerinin indirekt kompozit rezinlerin yüzey mikrosertliğine etkisini değerlendirmektir.
YÖNTEM ve GEREÇLER: Bu çalışmada dört adet kompozit rezin kullanıldı: Filtek Z-250 (mikrohibrit kompozit rezin, 3M ESPE), GrandioSO (nanohibrit kompozit rezin, Voco), Ceramage (mikrohibrit indirekt kompozit rezin, Shofu), Gradia Plus (nanohibrit indirekt kompozit rezin, GC). Her kompozit rezin için halka teflon kalıp (2 mm-kalınlık, 10 mm-çap) kullanılarak 24 adet örnek hazırlandı. Kompozit grupları polimerizasyon prosedürüne göre iki alt gruba ayrıldı (n=12); Labolight Duo çift modlu ışık cihazı (GC) ve Elipar S10 LED ışık cihazı (3M ESPE). Örnekler alüminyum oksit diskler kullanılarak polisajlandı (Supersnap, Shofu). Vickers yüzey mikrosertliği (HMV 2000, Shimadzu, Kyoto, Japan) 50 gr yükle 15 sn süreyle üç ölçüm yapılarak belirlendi. Başlangıç ölçümlerinden sonra, örneklere 5000 adet termal siklus (5-55°C) uygulandı. Daha sonra, mikrosertlik ölçümleri tekrarlandı. Veriler tekrarlı ölçümlerde varyans analizi (ANOVA) kullanılarak değerlendirildi. Çoklu karşılaştırmalar için Bonferroni test kullanıldı (p<0,05).
BULGULAR: Başlangıç ölçümlerinde Elipar ve Labolight grupları arasında Filtek z250 ve GrandioSO kompozit gruplarında istatistiksel olarak anlamlı fark bulundu (p<0,05). Başlangıçta, Ceramage ve Gradia Plus gruplarının mikrosertlik değerleri benzer bulunurken (p>0,05), her iki polimerizasyon prosedüründe de tüm kompozit grupları arasındaki farklar anlamlıydı (p<0,05). Termal siklus sonrasında Ceramage dışındaki tüm materyal gruplarında iki polimerizasyon prosedürü arasındaki fark istatistiksel olarak anlamlıydı (p<0,05). Labolight ile polimerize edilen Gradia Plus kompozit grubunun termal siklus sonrası mikrosertlik değerleri başlangıca göre anlamlı olarak daha düşük bulundu (p<0,05).
TARTIŞMA ve SONUÇ: Bu in vitro çalışmanın sınırları dahilinde, farklı polimerizasyon prosedürlerinin ve yaşlandırmanın kompozit rezinlerin yüzey mikrosertliği üzerine etkisi olduğu sonucuna varıldı.

11. 
Türkçe Web Sitelerindeki Dijital Ölçü Bilgilendirme Metinlerinin Okunabilirliği ve Üç Farklı Yapay Zekâ İçerik Dedektörü İle Karşılaştırmalı Analizi
Readability of Turkish Web-Based Patient Information Texts on Digital Impressions and Their Evaluation Using Three Artificial Intelligence Content Detection Tools: A Comparative Analysis
Selen Erkul, Gözde Sarak, Ender Kazazoglu
doi: 10.5505/yeditepe.2026.57060  Sayfalar 211 - 219
GİRİŞ ve AMAÇ: Bu çalışmanın amacı, Türkiye’de “dijital ölçü” hakkında yayımlanan Türkçe çevrimiçi hasta bilgilendirme metinlerinin okunabilirlik düzeyini belirlemek ve bu metinlerin yapay zekâ ile üretilmiş olma olasılığını üç farklı yapay zekâ içerik tespit aracı ile karşılaştırmalı olarak değerlendirmektir.
YÖNTEM ve GEREÇLER: Tanımlayıcı-kesitsel web tabanlı içerik analizi olarak planlanan çalışmada, Google arama motorunda “dijital ölçü” anahtar terimi ve ilişkili terimler (“dijital ölçü alma”, “intraoral tarama”, “ağız içi tarama”, “dijital diş ölçüsü”, “CAD/ CAM ölçü”) kullanılarak 23/11/2025 tarihinde, Türkiye bölgesi ve Türkçe dil filtresi ile arama yapılmıştır. Dâhil edilme kriterlerini karşılayan 65 web sayfasının metinleri standartlaştırılarak analiz edilmiştir. Okunabilirlik Ateşman Okunabilirlik İndeksi ile değerlendirilmiştir. Yapay zekâ ile üretilmiş olma olasılığı QuillBot, Smodin ve Isgen içerik tespit araçları ile yüzde skor olarak elde edilmiş; metinler <%40, %40–%70 ve >%70 eşiklerine göre üç gruba ayrılmıştır.
BULGULAR: Yapay zekâ ile hazırlanmış olma olasılığına göre web sitelerinin %57’si (n=37) Grup 1, %31’i (n=20) Grup 2 ve %12’si (n=8) Grup 3 olarak sınıflandı. Gruplar arasında Ateşman skorları açısından anlamlı fark saptanmadı (p>0,05). Dedektörlerin verdiği olasılık skorları arasında anlamlı fark bulundu (p<0,001) ve QuillBot’un diğer araçlara kıyasla daha yüksek skorlar verdiği gözlendi.
TARTIŞMA ve SONUÇ: Dijital ölçüye ilişkin çevrimiçi Türkçe hasta bilgilendirme metinleri genel olarak düşük okunabilirlik düzeyi göstermektedir. Yapay zekâ içerik tespit araçları arasında skorlar açısından belirgin farklılıklar bulunması, bu alanda Türkçe için standardize yaklaşımlara ve doğrulama çalışmalarına ihtiyaç olduğunu düşündürmektedir.

DERLEME
12. 
Süt Dişlenmesinde Fonksiyonel Çapraz Kapanışların Nöro-Oklüzal Rehabilitasyon ile Tedavisi
Treatment of Functional Crossbites in Primary Dentition with Neuro-Occlusal Rehabilitation
İrem Çınar, Elif Bahar Tuna İnce
doi: 10.5505/yeditepe.2026.81894  Sayfalar 220 - 225
Nöro-oklüzal terimi, dişlerin kapanış düzeninin sinir sistemiyle olan uyumunu ve bu ikisi arasındaki etkileşimi ifade etmektedir. Nöro-oklüzal rehabilitasyonun amacı, dişlerin kapanış düzenini optimize ederek nöromüsküler sistemi ve stomatognatik sistemi iyileştirmek ve aynı zamanda çene eklemi, dişler, çiğneme kasları ve sinir sistemi arasındaki işlevsel dengeyi sağlamaktır. Bu tedavinin erken yaşta uygulanması, çene gelişiminin doğru yönde ilerlemesini sağlayarak ileride ortaya çıkabilecek daha ciddi ortodontik sorunların önlenmesine yardımcı olmaktadır. Nöro-oklüzal rehabilitasyon, fizyolojik ve morfolojik bozukluklara neden olan oklüzal interferansların elimine edilmesiyle oklüzal dengeyi ve bilateral çiğneme fonksiyonunu yeniden tesis etmeyi amaçlamaktadır. Bu yaklaşım, temporomandibular eklem ve çiğneme kasları üzerindeki gereksiz yük ve stresi azaltarak daha stabil ve fonksiyonel bir sistemin oluşmasına katkıda bulunmaktadır. Bu yaklaşımın bir klinik aracı olan Planas Direct Tracks (PDT), süt azı dişleri üzerine kompozit veya akrilik reçine ile hazırlanan eğik düzlem (rampa) yapıları aracılığı ile mandibulanın istenmeyen lateral veya anterior-posterior sapmalarını engellemekte, çiğneme hareketleri doğru bir şekilde yönlendirilerek çene ve dişlerin fizyolojik büyüme süreçlerine rehberlik etmektedir. Nöro-oklüzal rehabilitasyon ve Planas Direct Tracks tedavisi birlikte kullanıldığında fonksiyonel çapraz kapanış tedavisi gibi fonksiyonel maloklüzyonların yanı sıra tek taraflı çiğneme alışkanlığına bağlı kas dengesizlikleri ve çiğneme fonksiyon bozukluklarının yönetiminde de etkili bir yöntem olarak kullanılabilmektedir. Bu derlemede, nöro-oklüzal rehabilitasyonun temel amaçları, uygulama prensipleri ve klinik etkilerinin bütüncül bir bakış açısıyla ele alınması hedeflenmiştir.

13. 
Üç Boyutlu Baskı Teknolojisi ile Üretilen Yer Tutucular
Space Maintainers Produced by 3D-Printing Technology
Kaan Karaman, Doğa Naz Bahçeci, Yelda Kasımoğlu
doi: 10.5505/yeditepe.2026.87528  Sayfalar 226 - 233
Süt dişlerinin erken kaybı, çocuk hastalarda yer kaybı, kapanış bozuklukları ve konuşma güçlükleri gibi önemli fonksiyonel ve estetik sorunlara yol açabilmektedir. Yer tutucular, dental arkı korumak ve bu tür komplikasyonları önlemek için kullanılan temel apareylerdir. Ancak, yer tutucuların geleneksel yöntemler ile üretimi, zaman alıcı laboratuvar aşamalarını ve malzeme hassasiyeti ile hasta uyumunda azalma gibi potansiyel sorunları içermektedir. Bu derleme, üç boyutlu (3B) yazıcı teknolojileri kullanılarak üretilen yer tutucuların klinik performansını ve mekanik özelliklerini inceleyerek, geleneksel yöntemlerle üretilmiş yer tutucular ile karşılaştırmasını sunmaktadır. Seçici lazer sinterleme (SLS), stereolitografi (SLA) ve eritme biriktirme modellemesi (FDM) gibi çeşitli katmanlı üretim yöntemleri, malzeme uyumluluğu, çözünürlük ve biyouyumluluk açısından tartışılmaktadır. Klinik deneylerde PEEK, reçineler ve metal alaşımlar gibi farklı malzemelerde retansiyon oranı, periodontal yanıt, çiğneme verimliliği ve kırılma direnci gibi konular ele alınmıştır. Özellikle SLS ve CAD/CAM sistemleri ile üretilen 3B yazıcı ile üretilen yer tutucuların, geleneksel yer tutuculara kıyasla benzer veya daha iyi klinik başarı gösterdiğini ortaya koymaktadır. Çocuklar, dijital ölçü tekniklerini geleneksel yöntemlere göre daha konforlu ve kolay bulduklarını bildirmişlerdir. Retansiyon sürelerindeki değişiklikler ve uzun vadeli çalışmaların gerekliliği gibi bazı sınırlamalara rağmen, 3B yazıcı teknolojisi; üretim hızını artırma, tasarım hassasiyetini geliştirme ve hastaya özel özelleştirme sunma açısından umut verici bir alternatif olarak öne çıkmaktadır. Dijital iş akışları daha erişilebilir hale geldikçe, üretim protokollerinin iyileştirilmesi, malzeme yeniliklerinin araştırılması ve maliyet etkinliğinin değerlendirilmesi için daha fazla araştırma gereklidir. Bu ilerlemeler, 3B yazıcı ile üretilen yer tutucuların çocuk diş hekimliğinde rutin olarak kullanımının önünü açabilecektir.

LookUs & Online Makale