ISSN 1307-8593 | E-ISSN 2458-9586
7tepe Klinik Dergisi - Yeditepe J Dent: 22 (2)
Cilt: 22  Sayı: 2 - 2026
1. 
2026-2 Cilt Tüm Dergi
2026-2 Vol Full Printed Journal

Sayfa I

2. 
Kapak
Cover

Sayfa II

3. 
İçindekiler
Contents

Sayfa III

ÖZGÜN ARAŞTIRMA
4. 
Ortodontik Tedavi Sürecinde Karşılaşılan Sorunlarının Çözümünde Yapay Zekâ Tabanlı Büyük Dil Modellerinin Etkinliği
Effectiveness of AI-Based Large Language Models in Addressing Patient Problems During Orthodontic Treatment
Ahmet Yıldırım, Aybüke Asena Atasever İşler, Yavuz Selim Genç, Ruşen Erdem, Şule Usanmaz, Vildan Uka
doi: 10.5505/yeditepe.2026.78309  Sayfalar 78 - 85
GİRİŞ ve AMAÇ: Bu çalışma, ortodontik tedavi gören hastaların acil durumlarda ortodontistlerine ulaşamadığı senaryoları simüle ederek, yapay zeka modellerinin bilgi sağlama yetkinliğini incelemeyi amaçlamaktadır.
YÖNTEM ve GEREÇLER: Ortodontik tedavi gören hastaların acil durumlarla ilgili olarak en sık sorduğu sorular, ChatGPT-3.5, ChatGPT-4o, Copilot, Gemini, Claude 3.7 Sonnet ve Medisearch yapay zeka platformlarına tek bir araştırmacı tarafından yöneltilmiştir. Elde edilen yanıtlar anonimleştirilmiş ve iki bağımsız değerlendirici tarafından GQS indeksi ile körleme yöntemi kullanılarak skorlanmıştır. Ayrıca, yanıtların bilimsel doğruluk ve alaka düzeyi nitel analiz yöntemiyle değerlendirilmiş, intra-değerlendirici güvenilirliği dört hafta sonra tekrar puanlama yapılarak test edilmiştir.
BULGULAR: Kruskal-Wallis testi, modeller arasında anlamlı fark olduğunu göstermiştir (H=37,819; p<0,0001). En yüksek GQS ortalaması ChatGPT-4o’ya (3,803±0,4008) aitken, en düşük GQS ortalaması ise Medisearch’e (3,2576±0,7084) ait bulunmuştur. ChatGP-4o, Copilot ve ChatGPT-3.5’in yanıt kalitesi Medisearch’ten istatistiksel anlamda daha yüksek skorlar almış, Gemini ise Copilot ve ChatGPT-4o'ya kıyasla istatistiksel anlamda daha düşük skorlar almıştır (p<0,05).
TARTIŞMA ve SONUÇ: Çalışmamızda ortodonti kapsamlı hasta sorularına yapay zeka tabanlı sohbet robotlarının verdikleri yanıtlar değerlendirilmiş ve olumlu sonuçlar gösterdikleri tespit edilmiştir. Hastaların hekimlerine ulaşamadıkları durumlarda tedavilerine ilişkin acil durum sorularına sohbet modellerinin yüksek kalitede yanıtlar üretebilmesi, hasta-hekim ilişkisini geliştirebilecek ve hastaların bilinçlenerek tedaviye daha uyumlu olmalarını sağlayabilecektir.

5. 
Diş Hekimliği Fakültesi Öğrencilerinin, Ağız Diş Çene Cerrahisi Dersi Eğitiminde Öğrenci Merkezli Eğitime İlişkin Görüşlerinin Değerlendirilmesi
Evaluation of Dental Students' Perspectives on Student-Centered Learning in Oral and Maxillofacial Surgery Education
Ümmügülsüm Coşkun, Ayşegül Erten Tayşi
doi: 10.5505/yeditepe.2026.90922  Sayfalar 86 - 93
GİRİŞ ve AMAÇ: Bu çalışma, diş hekimliği öğrencilerinin öğrenci merkezli öğrenme yaklaşımına yönelik algılarını ve taleplerini değerlendirmeyi ve lisans Ağız, Diş ve Çene Cerrahisi eğitiminde bu yaklaşımın öğrencileri uygun şekilde destekleyip desteklemediğine dair bir gösterge sunmayı amaçlamaktadır.
YÖNTEM ve GEREÇLER: 2024-2025 eğitim-öğretim döneminde Altınbaş Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi 5. sınıf öğrencileri (n=99) üzerinde gerçekleştirilen kesitsel bir anket çalışmasıdır. Öğrencilerin, öğrenci merkezli eğitim ile ilgili düşüncelerini değerlendirmek amacı ile altı bölümden (demografik bilgiler, öğrenme etkinliğinin değerlendirilmesi, grup çalışmasının değerlendirilmesi, eğitimci değerlendirmesi, eğitim materyallerinin değerlendirilmesi, tematik analiz) oluşan 35 soruluk anket, web bağlantısı aracılığıyla öğrencilerin e-posta adreslerine gönderilmiştir. Anketler anonim olarak değerlendirilmiştir. Tanımlayıcı istatistikler hesaplanmış ve verileri incelemek için Ki-kare testi ve Fisher'ın kesin testi uygulanmıştır. Anlamlılık düzeyi p<0,05 olarak belirlenmiştir.
BULGULAR: Çalışmaya 84 öğrenci katılmıştır (%84,8 katılım oranı). Yabancı uyruklu öğrenciler ve erkek katılımcılar, öğrenci merkezli eğitime daha olumlu yaklaşırken, Türk öğrenciler bireysel çalışmaların daha verimli olduğunu belirtmiştir (p<0,05). Eğitmen faktörünün belirleyici rolü ve adil iş birliğinin önemi vurgulanmıştır. Öğrencilerin büyük bir kısmı öğretim üyesi saatlerinin yetersiz olduğunu ifade etmiştir. Eğitimci ve eğitim materyallerinin değerlendirilmesine yönelik cevaplar analiz edildiğinde öğrencilerin görüşlerinde cinsiyet veya uyruk açısından istatistiksel olarak anlamlı bir fark bulunmamıştır.
TARTIŞMA ve SONUÇ: Öğrenci merkezli eğitim, diş hekimliği eğitiminde etkili bir yöntem olmakla birlikte, uygulanabilirliğinin artırılması için öğretim üyelerinin rolü, grup çalışmaları ve bireysel öğrenme dengesi gibi unsurların gözden geçirilmesi gerekmektedir. Bu nedenle, öğrenci merkezli öğrenmede dengeli bir yaklaşımın daha faydalı olacağı sonucuna varılmıştır. Çalışmanın genel geçer sonuçlara ulaşabilmesi için daha geniş popülasyonlarda tekrarlanması gerekmektedir.

6. 
COVID-19 Pandemisinde Diş Hekimliği Öğrencilerinin Uzaktan Eğitim Memnuniyetinin Değerlendirilmesi: Anket Çalışması
Evaluation Of Distance Education Satisfaction Of Dental Students During The COVID-19 Pandemic: A Survey Study
Yunus Emre Özden, Selen Erkul, Burcu Bal, Akanay Çopuroğlu, İdil Özden, Ceyda Özçakir Tomruk, Zeynep Özkurt Kayahan, Ender Kazazoğlu
doi: 10.5505/yeditepe.2026.85866  Sayfalar 94 - 100
GİRİŞ ve AMAÇ: Uzaktan eğitim, öğrenci ve eğitimcilerin zamandan ve mekândan bağımsız çalıştığı bir eğitim modelidir. Bu çalışmanın amacı, COVID-19 pandemisi döneminde eğitim alan öğrencinin uzaktan eğitim memnuniyetini araştırmaktır.
YÖNTEM ve GEREÇLER: Pandemi sürecinde eğitimi devam eden birinci sınıftan beşinci sınıfa kadar 306 diş hekimliği öğrencisi (205 kadın, 101 erkek), uzaktan öğrenmeye yönelik eğilimleri ve uzaktan eğitimden kaçınma durumları hakkında 20 maddelik bir anket kullanılarak incelenmiştir. Genel bir anket çalışması yapılmış ve yaş, sınıf, cinsiyet ve preklinik/klinik durumlara göre farklılıklar değerlendirilmiştir. İstatistiksel analizler SPSS 23 (Statistical Package for Social Sciences) programı kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Verilerin normalliği görsel (histogramlar ve olasılık grafikleri) ve analitik yöntemler (Kolmogorov- Smirnov testi) ile değerlendirilmiştir. Normal dağılım gösteren verilere tek örneklem T testi, klinik-preklinik karşılaştırmasında bağımsız gruplarda T Testi kullanılmış ve anlamlılık düzeyi p <0,05 olarak belirlenmiştir.
BULGULAR: Öğrencilerin uzaktan eğitimden memnuniyet düzeylerinin her iki uçta da aynı olduğu (64,17±17,53) ve ölçek için tanımlanan kesme noktasıyla istatistiksel olarak anlamlı bir fark göstermediği belirlendi (p=0,130). 4. sınıf öğrencileri (68,57±19,43; p=0,026) ve 5. sınıf öğrencileri (70,81±16,91;p=0,001) genel ortalamadan olumlu yönde anlamlı farklılık gösterirken, 1. sınıf öğrencileri (57,27±16,21;p=0,010) olumsuz yönde anlamlı bir farklılık göstermektedir. 2. ve 3. sınıf öğrencilerinin ortalamaları ile kesme noktası arasında anlamlı bir fark saptanmamıştır (sırasıyla p=0,361 p=0,185). Klinik öncesi sınıfların memnuniyet düzeyi (59,03±16,60), klinik sınıflara (68,06±17,26) göre istatistiksel olarak anlamlı düzeyde düşüktür (p<0,001).
TARTIŞMA ve SONUÇ: Öğrenci memnuniyeti açısından yüz yüze eğitim ile uzaktan eğitim arasında bir fark yoktur. Sınıf ilerledikçe uzaktan eğitimden memnuniyet artmıştır. Klinik öncesi sınıfların (1. ve 2. yıl) memnuniyet düzeyi klinik sınıflara (3., 4. ve 5. yıl) göre daha düşüktür. Cinsiyet uzaktan eğitimden memnuniyeti etkileyen bir faktör değildir.

7. 
Dentin Hassasiyeti Tedavisinde Kullanılan Farklı Hassasiyet Giderici Diş Macunlarının Dentin Tübüllerine Etkisinin İn Vitro İncelenmesi: Taramalı Elektron Mikroskobu ve Lazer Taramalı Konfokal Mikroskop Analizi
In Vitro Evaluation of Desensitizing Toothpastes on Dentinal Tubules: Scanning Electron Microscopy and Confocal Scanning Laser Microscopy Assessment
Ulas Solmaz, Ahmet Yenituran, İlknur Özenci, Mervan Yılmaz, Bükem Tanören, Gökser Çakar, Sebnem Dirikan Ipci
doi: 10.5505/yeditepe.2026.22605  Sayfalar 101 - 108
GİRİŞ ve AMAÇ: Bu in-vitro çalışmada, sodyum florür, %8 arginin ve kalsiyum karbonat kombinasyonu ve nano-hidroksiapatit içeren hassasiyet giderici diş macunlarının dentin tübülleri üzerine etkilerinin araştırılması amaçlandı.
YÖNTEM ve GEREÇLER: Çalışmaya 35 dentin örneği dahil edildi ve rastgele dört gruba dağıtıldı. Tüm dentin örnekleri %1 sitrik asit ile işlem gördü. Grup I (n=5) kontrol grubunu oluşturdu ve herhangi bir ajan uygulaması yapılmadı. Grup II, III ve IV'te sırasıyla sodyum florür (n=10), %8 arginin ve kalsiyum karbonat (n=10) ve nano-hidroksiapatit (n=10) içeren diş macunları uygulandı. Diş macunları örneklere 60 saniye parmak ucu uygulamasını takiben 30 saniye odaklı fırçalama yoluyla uygulandı. Dentin tübüllerinin morfolojisi ve tıkanması taramalı elektron mikroskobu (TEM), ajanların dentin tübüllerine penetrasyonu lazer taramalı konfokal mikroskobu (LTKM) kullanılarak değerlendirildi.
BULGULAR: Tüm ajanların tübül çaplarını azaltmada, tübül girişlerinin tıkanmasında ve dentin tübüllerine penetrasyonunda değişen oranlarda etkili olduğu tespit edildi. IV. Grubun, III. Gruba göre 100 μm² başına daha yüksek açık tübül sayısı gösterdiği (p=0,034); ancak II. Grup ve III. Grup ile II. Grup ve IV. Grup arasında istatistiksel olarak anlamlı bir farkın gözlenmediği bulundu. III. Grup’ta penetrasyon derinliği diğer gruplardan önemli ölçüde daha fazla bulundu. (p=0,000).
TARTIŞMA ve SONUÇ: Bu in vitro çalışmanın sonuçları, incelenen tüm hassasiyet giderici diş macunlarının dentin tübüllerine etki etmede farklı derecelerde etkinlik gösterdiğini ortaya koymuştur. Özellikle, %8 arginin ve kalsiyum karbonat içeren formülasyonun, dentin tübüllerinin girişlerini tıkama ve tübül içine penetrasyon açısından diğer diş macunu formülasyonlarına kıyasla istatistiksel olarak anlamlı derecede daha etkili olduğu belirlenmiştir.

8. 
Miyofonksiyonel Ortodontik Tedavilere İlişkin YouTube™ Videolarının İçeriklerinin Değerlendirilmesi
Evaluation of the Content of YouTube™ Videos Related to Myofunctional Orthodontic Treatments
Şule Gökmen, Ebru Yurdakurban, Kübra Gülnur Topsakal
doi: 10.5505/yeditepe.2026.70493  Sayfalar 109 - 116
GİRİŞ ve AMAÇ: Bu çalışma, YouTube™ platformunda miyofonksiyonel ortodonti ile ilgili videoların bilgi içeriklerini değerlendirmeyi amaçlamaktadır.
YÖNTEM ve GEREÇLER: Google Trends kullanılarak en sık aranan anahtar kelimeler belirlendikten sonra YouTube™ platformunda "Myofunctional orthodontics" terimiyle arama yapıldı. İlk 250 video incelendi ve belirlenen dahil etme kriterlerine göre 152 video analiz edildi. Videoların izlenme, beğenilme, yorum sayısı, süresi, yüklenme tarihi, izlenme oranı ve video kaynağı kaydedildi. Tanımlayıcı istatistikler ortalama, medyan, aralık, sayı (n) ve yüzde (%) olarak ifade edildi. İçerik analizi için iki gözlemcinin değerlendirmesine göre videolar; 9 ve üzeri puan alanlar zengin, 5-8 arası puan alanlar orta, 4’ün altı puan alanlar ise zayıf içerikli olarak sınıflandırıldı.
BULGULAR: Çalışmaya dahil edilen 152 videonun %72,4’ü eğitici içerikliydi. Medyan video süresi 7,21 dakika olarak belirlendi. Ortodontistler tarafından hazırlanan videoların içerik puanı 9,3, güvenilirlik puanı 4,0 ve Kuresel Kalite Ölçeği (GQS) puanı 4,2 olarak hesaplandı. Videoların %26,3’ü miyofonksiyonel apareyleri, %44,7’si miyofonksiyonel egzersizleri, %22,4’ü ise her ikisini içeriyordu. En yüksek içerik puanına sahip videoların %77,7’sinde hem egzersiz hem de apareylerden bahsedildiği gözlemlendi. Ortalama görüntüleme oranı %0,88, izlenme sayısı medyan değeri 893,5 ve beğeni sayısı medyan değeri 215 olarak bulundu. Daha uzun videoların içerik açısından daha zengin olduğu tespit edildi (p=0,001).
TARTIŞMA ve SONUÇ: YouTube™’daki miyofonksiyonel ortodonti videoları genellikle orta düzeyde içerik ve güvenilirliğe sahiptir. Sağlık profesyonelleri, hastaların doğru bilgiye ulaşmasını sağlamak için kısa süreli ama içerik açısından zengin videolar hazırlamaya özen göstermelidir.

9. 
Posterior Mandibular Bölgede Tek Üye İmplant Üstü Sabit Restorasyonların Oluşturduğu Stres Dağılımının Sonlu Elemanlar Yöntemiyle İncelenmesi
An Investigation of Stress Distribution in Single Unit Implant-Supported Fixed Restorations in Posterior Mandibular Region by Finite Element Method
Erkut Kahramanoğlu, Meltem Yayla, Paşa Yayla
doi: 10.5505/yeditepe.2026.83436  Sayfalar 117 - 127
GİRİŞ ve AMAÇ: Bu çalışmanın amacı, alt çenede 36 numaralı diş bölgesine uygulanan tek üye implant üstü sabit restorasyonlarda farklı dayanak seçimlerine bağlı olarak implant, dayanak, implant üstü restorasyon ve alveol kemikte oluşan gerilme dağılımlarının karşılaştırılmasıdır.
YÖNTEM ve GEREÇLER: Alt çene posterior bölgenin, implantın, Ti-Base’in, titanyum dayanağın, zirkonya dayanağın ve implant üstü restorasyonun 3D tarayıcı yardımıyla 3 boyutlu Bilgisayar Destekli Tasarım (CAD) modelleri oluşturuldu. Alt çene posterior bölgenin 3 boyutlu modeli, oluşturulan 3 boyutlu modellerin birleştirme işlemleri ve analizler SolidWorks programı kullanılarak yapıldı. Alt çene posterior bölgenin modelinde 36 numaralı diş bölgesine bir adet 4x10 mm kemik seviyesi konik implant (Straumann, Basel, İsviçre) yerleştirildi. İmplantın üzerine zirkonya ve titanyum dayanakların yerleştirildiği iki farklı model oluşturuldu. Dayanakların üzerine implant üstü restorasyon olarak tam seramik kuron tercih edildi. Modellere vertikal ve 45o'lik oblik kuvvetler olmak üzere iki farklı kuvvet diş yüzeyine üniform dağılımlı olarak uygulandı. Bu kuvvetler sonucu implant, Ti-Base, titanyum ve zirkonya dayanaklar, implant üstü restorasyon ve alveol kemikte oluşan gerilme dağılımları karşılaştırıldı. Her bir yükleme durumu ve implant kombinasyonu için ortaya çıkan gerilme sonuçlarından yola çıkılarak en uygun implant konfigürasyonu konusunda değerlendirmeler yapıldı.
BULGULAR: Alt çenede posterior bölgeye uygulanacak tek üyeli implant üstü sabit restorasyonlarda titanyum dayanağın hasara yatkınlık açısından daha dayanıklı olduğu ve alveol kemikte daha az gerilme oluşmasına sebep olduğu görülmüştür.
TARTIŞMA ve SONUÇ: Yapılan analizler ve karşılaştırmalar sonucunda alt çenede posterior bölgeye uygulanacak tek üyeli implant üstü sabit restorasyonlarda titanyum dayanağın zirkonya dayanak kullanımına göre stres dağılımı açısından daha avantajlı olduğu söylenebilir.

DERLEME
10. 
Dental Anksiyetenin Yönetiminde Kullanılan Nonfarmakolojik Yöntemlerden Hipnoz ve Aromaterapi
Hypnosis and Aromatherapy as Non-Pharmacological Approaches in the Management of Dental Anxiety
Yonca Bircan Erçin, Arzu Pınar Erdem
doi: 10.5505/yeditepe.2026.66199  Sayfalar 128 - 136
Dental anksiyete, diş tedavisi sırasında ortaya çıkan yoğun huzursuzluk, korku ve endişe hali olarak tanımlanmaktadır. Psikolojik ve otonom sinir sistemi belirtileriyle seyreden bu durum, özellikle çocuklarda daha sık gözlemlenmektedir. Geleneksel tedavi yöntemlerinde tercih edilen farmakolojik ajanların kullanımında özellikle pediatrik hastalarda doz ayarlaması, yan etki, bağımlılık riski ve pratik sınırlılıklar nedeniyle nonfarmakolojik yöntemler ön plana çıkmaktadır. Bu derlemede, dental anksiyetenin yönetiminde kullanılan iki nonfarmakolojik yaklaşım olan hipnoz ve aromaterapi ele alınmıştır. Hipnoz, bireyin eleştirel düşünce mekanizmasının geçici olarak devre dışı kalmasıyla, bilinçaltına telkinlerin daha kolay yerleşmesini sağlayan özel bir zihin hali olarak tanımlanmaktadır. Hipnozun özellikle çocuk hastalarda, anestezi uygulamaları sırasında kalp atım hızını düşürdüğü ve ağrı algısını azalttığı gösterilmiştir. Aromaterapi ise uçucu yağların terapötik amaçlı kullanımıdır. Lavanta ve portakal esansiyel yağlarının, dental prosedürler öncesinde kullanıldığında çocuk hastalarda anksiyete ve ağrı düzeyini azalttığı, nabız ve kortizol düzeylerinde anlamlı düşüş sağladığı bildirilmiştir. Her iki yöntemin de dental anksiyete yönetiminde tamamlayıcı ve güvenli seçenekler sunduğu, ancak uygulamanın eğitimli kişilerce yapılması gerektiği vurgulanmıştır. Bu bağlamda, daha fazla kontrollü klinik çalışmaya ihtiyaç duyulmaktadır.

11. 
Amelogenezis İmperfektalı Hastalarda Ön Bölge Erken Kuron Tedavileri
Early Crown Treatments in the Anterior Region for Patients with Amelogenesis Imperfecta
Mine Keskin, Yelda Kasimoglu
doi: 10.5505/yeditepe.2026.22931  Sayfalar 137 - 144
Amelogenezis imperfekta (Aİ), mine gelişimini etkileyen genetik bir bozukluk olup çocuk ve ergenlerde ağız sağlığıyla ilişkili yaşam kalitesini ciddi şekilde düşürmektedir. Hastalık, estetik kaygılar, ağrı, hassasiyet, düşük özsaygı ve sosyal kaçınma gibi sorunlara yol açarak eğitim, iş ve sosyal ilişkiler üzerinde olumsuz etkiler yaratmaktadır. Aİ’li bireyler sıklıkla daha fazla diş hekimi ziyareti, yüksek tedavi maliyetleri ve başarısız restorasyonların yenilenmesi gibi yüklerle karşı karşıya kalmaktadır. Tedavi yöntemleri arasında rezin kompozit restorasyonlar ve seramik kuronlar öne çıkmaktadır. Rezin kompozit restorasyonlar, hafif klinik belirtilere sahip hipoplastik Aİ vakalarında tercih edilirken, seramik kuronlar tüm Aİ tiplerinde yüksek başarı oranları ile etkili bir seçenek olarak görülmektedir. Erken yaşta başlayan tedaviler, estetik görünümün iyileştirilmesi, yapısal kayıpların önlenmesi ve periodontal sağlığın korunmasında kritik öneme sahiptir. Ayrıca, Aİ’li hastaların uzun vadede etkin bir şekilde yönetilebilmesi için interdisipliner bir yaklaşım gereklidir. Literatürde Aİ’li hastalarda farklı restorasyon yöntemlerini karşılaştıran sınırlı sayıda çalışma bulunmakta olup, bu konuda daha fazla randomize kontrollü ve kohort çalışmasına ihtiyaç duyulmaktadır. Düzenli takip ve bireyselleştirilmiş tedavi planları, bu hastaların yaşam kalitesinin artırılması için önemlidir.

12. 
İmplant Cerrahisinde Rehberlerin Rolü ve 3D Baskı Teknolojilerinin Etkisi
The Role of Guides in Implant Surgery and the Impact of 3D Printing Technologies
Talha Enes Tutal, Tomurcuk Övül Kümbüloğlu
doi: 10.5505/yeditepe.2026.24381  Sayfalar 145 - 150
Diş hekimliğinde implant tedavisi, kısmen veya tamamen dişsiz bölgelerin tedavisinde yaygın olarak kullanılan bir yöntemdir. Bu tedavi yöntemi, hastaların ağız sağlığını geri kazanmalarına ve daha fonksiyonel bir diş yapısına sahip olmalarına yardımcı olmaktadır. İmplantların başarılı bir şekilde yerleştirilmesi; doğru konumlandırma, açı ve derinlik gibi birçok faktöre bağlıdır. Bu süreçte cerrahi rehberler, implantların doğru yerleştirilmesini sağlayarak tedavinin genel başarısını artırmaktadır. Bu derleme; statik, dinamik ve robotik cerrahi rehberlerin implant cerrahisindeki rolünü ve 3D baskı teknolojilerinin bu rehberlerin üretimindeki etkisini kapsamlı bir şekilde incelemektedir. Statik rehberler; önceden planlanmış bir yol izleyerek yüksek doğruluk sağlarken dinamik rehberler ameliyat sırasında gerçek zamanlı geri bildirim sunarak cerraha esneklik kazandırır. Robotik rehberler ise insan hatasını en aza indirerek milimetrik hassasiyetle implant yerleştirme imkanı sunar. 3D baskı teknolojileri, cerrahi rehberlerin üretiminde devrim yaratmış ve implant cerrahisinin doğruluğunu önemli ölçüde artırmıştır. Bu teknolojiler özellikle SLA, DLP ve FDM gibi yöntemlerle; cerrahi rehberlerin doğruluğunu, dayanıklılığını ve kalitesini artırmaktadır. Sonuç olarak, cerrahi rehberler ve 3D baskı teknolojileri, implant cerrahisinin başarısını artırarak hem estetik hem de fonksiyonel sonuçların iyileştirilmesine katkıda bulunmaktadır. Bu ilerlemeler, hastaların yaşam kalitesini önemli ölçüde artırmakta ve diş hekimliği pratiğinde yeni ufuklar açmaktadır.

OLGU RAPORU
13. 
Oklüzyonun Dikey Boyutunun Rekonstrüksiyonunda Geçici Apareylerin Önemi: Olgu Serisi
Importance of Interim Appliances in the Reconstruction of Vertical Dimension of Occlusion: Case Series
Özlem Mutlu, Irem Cotert, Hamit Serdar Çötert
doi: 10.5505/yeditepe.2026.93271  Sayfalar 151 - 155
Oklüzyonun dikey boyutu (ODB), maksimum interkuspal pozisyonda, maksilla ve mandibula üzerindeki iki anatomik veya işaretlenmiş nokta arasındaki dikey mesafe olarak tanımlanır. Diş aşınması, diş kaybı, konjenital anomaliler veya maloklüzyonlar nedeniyle ODB’nin azalması; çiğneme fonksiyonu, estetik görünüm, fonasyon ve hasta konforunun bozulmasına yol açabilir. ODB’nin yeniden oluşturulması, estetik ve fonksiyonun iyileştirilmesi, restoratif alanın artırılması gibi önemli avantajlar sağlasa da; ani ve kontrolsüz değişiklikler, temporomandibular eklem rahatsızlıkları, kas adaptasyonu problemleri ve fonksiyonel uyumsuzluk riskini artırabilir. Bu nedenle tedavi planlamasında, hastanın mevcut fonksiyonel ve estetik durumu dikkatle değerlendirilmelidir. Kalıcı protetik tedaviler öncesinde hedeflenen ODB’ye kademeli adaptasyonu sağlamak amacıyla geçici apareylerin kullanılması önerilmektedir. Overlay hareketli bölümlü protezler (OHBP), geçici sabit bölümlü protezler (SBP) ve oklüzal splintler; hastanın mevcut durumu, beklentileri ve klinik gereksinimleri doğrultusunda seçilerek adaptasyon sürecini kolaylaştırabilir. Bu olgu serisinde, ODB’si azalmış farklı vakalarda çeşitli geçici apareyler kullanılarak ODB artışının planlandığı, uygulandığı, klinik olarak takip edildiği ve elde edilen sonuçların değerlendirildiği tedavi protokolleri detaylı olarak sunulmaktadır.

LookUs & Online Makale